ESPA'nın Ceza, Ceza Muhakemeleri Usulü ve Bilişim Suçları Değişiklik Yasa Tasarılarına İlişkin Değerlendirmesi
BASIN BİLDİRİSİ: ESPA'NIN CEZA, CEZA MUHAKEMELERİ USULÜ VE BİLİŞİM SUÇLARI DEĞİŞİKLİK YASA TASARILARINA İLİŞKİN DEĞERLENDİRMESİ
Siyasi anlamda dünyadan izole edilmiş, dar bir coğrafyada varlık mücadelesi veren küçük bir toplum olarak en büyük sermayemiz; demokratik olgunluğumuz, hoşgörü kültürümüz ve eleştiriye duyduğumuz saygıdır. Bu çerçevede, Meclis ve kamuoyunun gündeminde bulunan Ceza Değişiklik, Bilişim Suçları Değişiklik ve Ceza Muhakemeleri Usulü Değişiklik yasa tasarılarının, bu temel değerler ile ekonomik ve idari yapımız üzerindeki muhtemel etkilerinin dikkatle değerlendirilmesi gerekmektedir.
Ekonomi ve Sosyal Politikalar Araştırma Merkezi (ESPA) olarak, örgütlü suçlar ve dijital mecralarda işlenen suçlarla etkin mücadele edilmesi gerekliliğinin ve masumiyet karinesinin öneminin farkındayız. Bununla birlikte, söz konusu değişikliklerin temel hak ve özgürlükleri zedelemeyecek, açık ve öngörülebilir bir hukuki çerçeve içinde yürütülmesi büyük önem taşımaktadır.
Bu bağlamda, söz konusu düzenlemelere ilişkin başlıca değerlendirmelerimiz aşağıdaki gibidir:
• Basın özgürlüğü, demokratik toplumlarda hesap verebilirliğin temel dayanaklarından biridir. Araştırmacı gazetecilik faaliyetlerinin cezai yaptırım tehdidi altında yürütülmesi, kamusal denetim kapasitesini zayıflatma ve halkın haber alma hakkını dolaylı biçimde sınırlama riski taşımaktadır.
• İlgili tasarıda yer alan “organize dezenformasyon” gibi kavramların kapsam ve uygulama sınırlarının yeterince net olmaması, hukuk devletinin temel unsurlarından biri olan öngörülebilirlik ilkesini zayıflatabilecek niteliktedir. Bu durum, meşru eleştiri ile suç teşkil eden fiiller arasındaki sınırın uygulamada belirsizleşmesine yol açabilir ve yatırım ortamı açısından güven sorunlarını derinleştirebilir.
• “Zem ve kadih” suçunun kapsamının genişletilmesi ve yaptırımların ağırlaştırılması, kamu görevlileri ve kamusal etkisi olan kişilerin hesap verebilirliğini ciddi biçimde zayıflatma potansiyeli taşımaktadır. Karşılaştırmalı deneyimler, şeffaflık ve hesap verebilirliğin aşındığı ortamlarda yolsuzluk riskinin arttığını, kamu kaynaklarının daha verimsiz kullanıldığını ve mali disiplinin zayıfladığını güçlü biçimde ortaya koymaktadır. Bu tür bir kurumsal zayıflama, uzun vadede yönetişim kalitesinin gerilemesine ve demokratik denge-denetim mekanizmalarının aşınması yoluyla otoriter eğilimlerin güçlenmesine zemin hazırlayabilir.
• Sosyal medya paylaşımlarına yönelik hapis cezası öngören düzenlemeler, toplumda otosansür eğilimini güçlendirme ve ifade alanını daraltma riski taşımaktadır. Bu tür bir ortamın, özellikle genç ve nitelikli bireylerin ülkede kalma ve üretme motivasyonu üzerinde olumsuz etkiler yaratması kuvvetle muhtemeldir.
Sonuç olarak, ESPA, söz konusu tasarıların ve halihazırda Meclis’te kabul edilmiş olan Ceza Muhakemeleri Usulü Yasası’ndaki masumiyet karinesine ilişkin değişikliklerin mevcut halleriyle önemli riskler barındırdığı kanaatindedir. Bu doğrultuda, düzenlemelerin yeniden değerlendirilmesini ve daha açık, dar tanımlı ve öngörülebilir bir çerçevede, ilgili paydaşların katılımıyla ele alınmasını öneriyoruz. Bu sürecin, ifade ve basın özgürlüğüne ilişkin güvenceleri içeren Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi standartlarıyla uyumlu şekilde yürütülmesi büyük önem taşımaktadır. Ekonomik refahın artırılması, ancak şeffaflık, hesap verebilirlik ve hukukun üstünlüğüne dayalı bir yönetişim anlayışıyla mümkündür. Kıbrıs Türk toplumu, hoşgörüsünden ve eleştirel kimliğinden ödün vererek değil, özgürlüklerine sahip çıkarak zorlukların üstesinden gelecektir.