Ortak Basın Açıklaması
Haftalardır toplumun gündeminde olan ve halkın haber alma hakkı ve basın özgürlüğü açısından ciddi riskler taşıyan Ceza Muhakemeleri Usulü Yasası’ndaki 23B numaralı düzenleme, komitede hiçbir değişikliğe uğramadan yeniden Meclis ’ e sevk edilmiştir.
Gazetecilik faaliyetini cezai yaptırım tehdidi altına sokmayı meşru gören bu yaklaşım, siyasi bir tercihin ürünüdür. Başbakanlık görevini yürüten Ünal Üstel ’ in talimatlarını uygulayan UBP-DP-YDP hükümeti, toplumun farklı kesimlerinden yükselen itirazları değerlendirmek yerine, önceden şekillenmiş bir siyasi iradeyi hayata geçirmeyi tercih etmiştir.
Demokratik toplumlarda temel hak ve özgürlükleri ilgilendiren düzenlemeler, meslek örgütleriyle, hukuk çevreleriyle ve toplumun ilgili kesimleriyle gerçek bir istişare yürütülerek hazırlanır. Burada yaşanan ise tam tersidir. Görüş alma görüntüsü altında toplumsal itirazların etkisizleştirilmeye çalışıldığı, kararın baştan verildiği ve komite sürecinin demokratik müzakere zemini olmaktan çıkarılarak bir formaliteye dönüştürüldüğü bir tablo ile karşı karşıyayız.
Cumhurbaşkanı Tufan Erhürman tarafından geri gönderilen düzenlemeye ilişkin ortaya konan hukuki çekinceler de bilinçli biçimde yok sayılmıştır. Basın ve ifade özgürlüğüne ölçüsüz müdahale riski, hukuki belirsizlik ve temel haklara yönelik olası ihlaller konusunda yapılan değerlendirmeler dikkate alınmamıştır. Hükümet uzlaşı aramamış, eleştirileri değerlendirmemiş ve toplumsal kaygıları dikkate alma ihtiyacı dahi hissetmemiştir.
Üstelik hükümet bu yaklaşımı burada da bırakmamaktadır. Komiteden geçirilen düzenlemenin Pazartesi günü alelacele Meclis gündemine taşınarak yasalaştırılmak istenmesi, demokratik tartışmadan kaçan ve oldu bitti yöntemlerini tercih eden bir anlayışın göstergesidir. Basın örgütlerinin uyarılarına, hukuk çevrelerinin değerlendirmelerine ve toplumun her kesiminden yükselen itirazlara rağmen sergilenen bu tavır kabul edilemez.
Toplumsal rızayı değil sayısal çoğunluğun gücünü esas alan bu anlayışın sonucu açıktır. Gazetecilik üzerinde baskı yaratmak, kamusal denetimi zayıflatmak ve toplumun bilgiye erişimini kontrol altına almak. Bunun adı demokratik düzenleme değil, cezai baskı yoluyla kamusal alanı daraltma girişimidir.
Bizler aşağıda imzası bulunan demokratik kitle örgütleri olarak bu yaklaşımı reddediyoruz. Toplumun her kesiminin itirazlarına rağmen, meşruiyeti tartışmalı bir hükümetin oldu bitti yöntemleriyle temel hakları sınırlamaya çalışmasını kabul etmiyoruz. Demokratik hakların daraltılmasına yönelik bu girişim karşısında sessiz kalmayacağımızı açıkça ifade ediyoruz.
Bu nedenle Pazartesi günü saat 11.00 ’ de Cumhuriyet Meclisi önünde ortak bir basın açıklaması gerçekleştireceğimizi ve Meclis oturumunu izlemek üzere orada olacağımızı kamuoyuna duyuruyoruz. Demokratik değerlere, özgür basına ve halkın haber alma hakkına sahip çıkan herkesi dayanışmayı büyütmeye çağırıyoruz.
Buna sessiz kalmayacağız.
Saygılarımızla
Baraka Kültür Merkezi
Belediye Emekçileri Sendikası (BES)
Devrimci İşçi Sendikaları Federasyonu (DEV-İŞ)
Ekonomi ve Sosyal Politikalar Araştırma Merkezi (ESPA)
Elektrik Kurumu Çalışanları Sendikası (El-Sen)
Eşit Hak ve Adalet Sendikası (Hak-Sen)
Gelir ve Vergi Dairesi Çalışanları Sendikası (Vergi-Sen)
Gümrük Çalışanları Sendikası (Güç-Sen)
Hazine ve Maliye Çalışanları Sendikası (Maliye-Sen)
İnsan Hakları Platformu (İHP)
Kıbrıs Edebiyat Derneği
Kıbrıs Türk Amme Memurları Sendikası (KTAMS)
Kıbrıs Türk Diş Tabipleri Odası
Kıbrıs Türk Hekimler Sendikası (TIP-İŞ)
Kıbrıs Türk İşçi Sendikaları Federasyonu (Türk-Sen)
Kıbrıs Türk Orta Eğitim Öğretmenler Sendikası (KTOEÖS)
Kıbrıs Türk Öğretmenler Sendikası (KTÖS)
Kıbrıs Türk Tabipleri Birliği
Kıbrıs Türk Tabipleri Odası
Kıbrıs Türk Telekomünikasyon Çalışanları Sendikası (Tel-Sen)
Liberal Demokrasi Hareketi
Yeşil Barış Hareketi
Bağımsızlık Yolu (BY)
Cumhuriyetçi Türk Partisi (CTP)
Halkın Partisi (HP)
Kıbrıs Sosyalist Partisi (KSP)
Toplumcu Demokrasi Partisi (TDP)
Yeni Kıbrıs Partisi (YKP)